10 Ocak 2014 Cuma

Milad

Bence "anlamlandırmak" insanın hayatındaki yegane önemli şey olmalı. Böyle düşünen bir insan olduğuma göre her şeyin bir anlamı olduğu düşüncesini de taşıyorum açıkça.

İnsanoğlu çiğ süt emmiş derdi annem, eskilerin alışkanlığı bir umursamazlıkla.

Tecrübelerden aktarma ama aslen gerçeği yüzüne acımasızca vuran sözlerdir atasözleri. Anlamlandırmak gereken sözlerdir bunlar.

İnsanoğlu çiğ süt emmiş derken ne demek istiyordu annem?

Bugün milad olsun paşa.


17 Aralık 2013 Salı

Gevelemeler 4 - Bazı şiirler düzyazı'dır.

Neyi unuttum yine, niyeydi içimdeki bitmek bilmeyen sıkıntı? Neydi adı?
Sahi zaman denen veledi tutup durduran yok mu insanoğlu bu kadar aşıkken hayatına.
Derin bir çınlama hakim kulaklarımda,
Yanıp sönen ışıklar ve ben aklımın koridorlarında geziyorum.
Açılıyor zihnim hissediyorum
Anlamaya çalıştıkça çıkartıyorum beynimin kirlenen çarşaflarını
Yenisi eskisinin üstüne.

Neyi kaçırdım yine? Ya da neyi kaçırdığımı zannediyorum, nedir bu doyumsuzluk?
Bilmenin tadına varan bir insan için, bu kadar bilgi nedir ahh!
Yetmiyor lügatımda kullandığım sesler, kelimeler, bakışlar, mimikler yetmiyor.
Bir alt satıra geçmiyor benim dizelerim üstelik.
Tecrübeyle sabitlediğim görüşlerimi benden önce farkeden milyonlar varken
Öğrendiğim her şeyi bir başkası benden önce söylemiş oluyor.
Yenisi eskisinin üstüne.

Kanadını açıp da bir türlü çırpamayan bir kuş gibi süzülüyorum şimdi.
Süzülüyorum ve üzülüyorum güzelleşip
Düşüncemde kuşlar özgür ama
Onlar çırpıyor kanatlarını derken pencereme çarpan bir kuş daha..
Neyin sarhoşluğu içindesin ey fikrim
Soyutlaştırdığım benliğim.
Bilmezliğim.
Yenisi eskisinin üstüne.


6 Ekim 2013 Pazar

Şehir Hayatı Yalnızlığı

Şehir hayatını yaşayan ve (genellikle) bu hayattan sıkılan insanlarda çoğu kez aynı düşünceyle karşı karşıya kalıyorum. “Emekli” olup Anadolu’ya, Ege’ye, Akdeniz'e gitme hayalleri. Bunun altında yatan nedenleri derinlemesine incelemeye gerek yok. Anadolu insanı saftır, temizdir, sıcakkanlıdır. Oraların toprağı, suyu başkadır, doğaldır, organiktir falan filan. Bu böyledir.

Hal böyle olunca düşünmeden edemiyor insan, peki şehirlerde yaşayan insanların farkı ne bu Anadolu insanlarından? Hepimiz insanız en nihayetinde. Ben buna biraz da “izole olmak” diyorum naçizane. Kendimizi toplum içinde soyutlaştırmamızdan ötürü diyorum. Halbuki sabah işe giderken bindiğiniz bir otobüste neşe dolu bir “Günaydın” la karşılaştığınızı düşünsenize? Belki de tüm günü neşeli geçirmenizi sağlayacak bir günaydın.

Köy yerlerinde insan azdır. Birbirlerini tanımasalar bile en azından bir yüz aşinalığı vardır. Mutlaka bir selam verme, verilme durumu vardır. Hatta bazen selam'a gereksinim duyulmadan konuşulur. Tatlı tatlı atışılır. Bizler yani şehir hayatı tutsakları yolda gördüğümüz herhangi bir insana selam verdiğimizde bile deli olduğumuzu düşünen bakışlar saplanıyor üzerimize. Uzaklaşıyor insanlar. Deli olmasa bile bir kötülük geleceğinden eminler adeta.

Şehirlerde insan fazladır. Fakat sorsanız hepsi de içinde bir yerlerde kahredici bir şekilde yalnızdır. İstiklal Caddesinin birbirinden habersiz yürüyen insanları bunun en sahici örneği. Oradaki insanlar sadece bir figüran. Oyun tek kişilik ve başrol de kendimiziz. Diğer o insanlar arasında izole oluyor, şehir yalnızlığı yaşıyoruz.

Bir sürü psikolojisi içindeyiz aslında. Aynı koyun gibiyiz fakat bizim sürümüz toplumun ta kendisi. En çok umursadığımız şey “Kimin ne diyeceği?”  Bu düşünceler başta ailemizin, komşularımızın, akrabalarımızın yani toplumun düşüncelerinin kabul edilmiş, diğer ilgi çekici bir deyişle süzülmüş, sentezlenmiş hali. Süzülmüş süzülmesine ama burada süzgeç acaba doğru görevi yerine getirmiş mi?

Şehir hayatı insanı başkalaştırıyor şüphesiz. En kalabalık haliyle yalnızlığa itiyor. Çoğul yalnızlıklar oluşuyor, mutsuzluklar oluşuyor.


28 Eylül 2013 Cumartesi

Genç Werther'in Acıları

Zamanında başka bir yazımda kesinlikle bu kitaptan bahsedeceğimi yazmıştım. Üzerinden epey zaman geçti, keşke bende hissettirdiği duygular tazeyken yazsaymışım. Okunması gereken bir başyapıt olduğunu söyleyip, kendi yaptığım alıntıları paylaşayım istedim.

Johann Wolfgang Von Goethe - Genç Werther'in Acıları Alıntılar

  • İçimde şaşırdığım bir duygulanma var. Tadını ala ala geçirdiğim bahar sabahlarını andırıyor şimdiki halim. Onlar da böyle tasasız, bir başına. Ayrıca öyle bir yerdeyim ki bu tür yerler bütünüyle benim ruh halimde olan insanlar için yaratılmış sayılabilir.
  • Biraz olsun rütbeli kişiler kendinden aşağı tabakada olanlara epey tepeden bakıyorlar. Sanki onlara yaklaştıklarında kendilerinden bir şey gidecekmiş gibi korkuları var. Ayrıca bunların aralarında öyleleri vardır ki biçare halkın katına, yine ancak onları iğnelemek, yaralamak niyetiyle inerler.
  • Anlaşılamamak, birçok kişinin olduğu kadar benim de yazgımdır..
  • Yüreğimin bütün evreni kucaklamadaki şaşılacak gücü, onun önünde bütünüyle kendini ortaya koyamaz mıydı?
  • Onunla her sohbetimiz ve iğneli şakalarımız dahil, her sözümüz inci gibi inceltilmişti, ben bunu bilirim.
  • Büyük bir yüreğin size doğru açıldığını görmek kadar ince ve gerçek bir zevk olamaz.
  • İç huzuru büyük bir nimettir.
  • Öğrendiklerimi herkes öğrenebilir ama bu yürek bana aittir.
  • Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda yıkımının da nedeni oluyor?
  • Şu dünyada nasibimiz nedir? Kendi yıkımımızı çoğu kez kendimiz hazırlayarak onunla dolan kadehi en son damlasına dek içmekten başka bir şey midir?
  • Tanrı bilir! Çoğu zaman, bir daha uyanmama isteğiyle, hatta bazen bir daha uyanmama umuduyla yatıyorum yatağıma; sabah gözleri açıp da güneşi gördüğümde içerliyorum.
Goethe'nin bu kitabı yazmasına ilham olan süreci anlatan Goethe'nin İlk Aşkı adlı filmden.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Sen gülünce

Sen gülünce dünya gülümsüyor
Klasik bir filmin müziği sarıyor her yanı, duygulanıyorum.
Burnun, o kadar güzel ki
Bir şeker sanıp yemekten korkuyorum onu.
Sonra bu şehir,
İçinde seni barındıran bir ressamın ellerine dönüşüyor
Kare kare, renk renk sarıyor dört bir yanı
Gözlerinin ustaca gülebildiğini farkediyorum usulca
Nasıl da dolduruyor içimi bir bardağa su koyarcasına gülüşün
Kelimelerin çaresiz kaldığı bir gülüş..
Şiirlerin şarkıların ve de en güzel sözlerin.
Ürperiyorum düşündükçe
Düşündükçe var olduğunu bu dünyaya bir armağan gibi
Kıskanıyorum çıplak ayakların yere değerken tenini
Bilmiyorsun.
Ben seninle bir sağanak yağmurda kalmak
Islanmak istiyorum.
Sırılsıklam.

SCK.